logo

reklam

Gençlerin Özgürlük Şarkısı


Yaşar Seyman
yasarseyman@kirmizihaber.com
yasar_seyman

23.06.2013
Gezi Direnişi’nden sonra herkes birbirine soruyor:
“Bu kadar zeki, bu kadar mizah duygusu yüksek gençler bugüne kadar neredeydi?”
Ülkemizde, evimizde, üniversitelerimizde, işyerlerimizde, meydanlarda, sokaklarda her an bizimle birlikte yaşayan gençler. Bizim gençlerimiz. Biz onları hiç bizim yarınlarımız görmedik ki?
Özellikle erkekler yani babalar, bazı hafta sonu babaları çocuklarını göremediler. Çünkü onlar kendi ezberlerini bozamadılar. Erkek çocuk için ayrı kız çocuğu için ayrı yaşam reçeteleri var. “Şu okulu okumalısın. Spor yapıyorsan yıldız olmalısın. Ne iş yapıyorsan bir numara olmalısın. Yaşam senin sandığın kadar kolay değil baba parasıyla yaşamak kolay.” Gibi sıradan öneri ve yol haritaları gösterdiler. Kuşkusuz tüm babalar için bu tanım geçerli olamaz. Bunlar tanıklıklarımdan kalanlar…
Bazı annelerde klasik yaşam öğütleri, reçeteleri veriyorlar oysa bu gençler ‘Endüstri Devrimi’ gençleri değil ki? Bu gençler ‘İletişim Devrimi’ sonrası gençler. İnternetin bilgi nehirlerinden akıyorlar. Sizin klasik yolu çizilmiş yatağından akarken; batan nehirlerinizden olabilirler mi?
Anne ve babalar gençlere yol haritaları, başarı öyküleri anlatacaklarına; onları erinç, içtenlik, doğallık ortamında sevgiyle besleseler, yaşamlarına karışmasalar, onlarla arkadaş olsalar yaşam daha güzel olmaz mı?
Sanal medyaya kuşkuyla yaklaşan anne ve babalar çocuklarını anlayabilirler mi? Gençleri görebilirler mi? Toplumu çözebilirler mi? Facebook, tweet dünyasında inanılmaz güzelliklerle karşılaşıyor insan. Kuşkusuz her güzellik bir gül ise dikenleri olacaktır. Risk almaktan korkmamak gerek. Sorun korkaklıkta önce korkuyu yenmek lazım korkuyu. Yüreklerinize bağdaş kurmuş korkuyla yol almak olanaksız. 2000 yılında çıkan kitabımın adı: “Asmin/ Korkuyu Yenmeliyiz.’  Babalar ve anneler kendinizce zirve yapmış olabilirsiniz sonra sizin yaptığınız o zirve çocuklarınız tarafında yetersiz bulunur. Anne ve babaların en büyük zirvesi çocuğuyla kurduğu iletişimin günümüze yansımasıdır.
Gençlerimiz önce evden sonra okullardan, toplumsal yaşamdan, medyadan bu baskıyı yaşamaya ve biriktirmeye başladılar. Gezi direnişi bir kıvılcım yaktı.
Tweet’da birçok genç izliyorum. Birinin şu tweet’ına bakar mısınız? Kendini @internetvekili olarak tanımlıyor. Müthiş! Kutlanası bir özgüven! Son tweetlerinden biri “Brezilya’daki eylemden; hepimiz Yunan, Türk, Meksikalıyız. Bizim ülkemiz yok, biz devrimcileriz…”  yine aynı gençten bir başka tweet: “ Abdullah Cömert’in otopsi raporunda ölüm nedeni belli değilmiş. Faili meçhul’deki “fail” kelimesinin devlet olduğunu 100 yıldır biliyoruz.”
Bu gençler, lidersiz ve örgütsüz gençler. Yaşamını örgütlü yapılarda tüketen hatta yıllar önce sendika genel kurulunda “Bir kelebek kadar ömrüm olsa örgütlü yapılarda tüketirim.” Diyen biri olarak bu gençlerin lidersizliğini anlıyorum. Örgütlenme yolunu da bulacaklar. Bu gençlerin kuracakları örgütler de özgür olacak! Siyasi iktidarların arka bahçesi olup, üyelerinin haklarını korurken fren ayarı yapmayacaklar! Özgür örgütlerin özgür üyeleri ve özgür liderleri olacaklar.
Bu gençler aynı anda tepki duyuyor ve birleşiyor; ortak akılda buluşuyorlar. Kimin söylediğinden çok ne söylediğine bakıyorlar. Örneğin: “ Gezi Parkı Gezi Kalsın! Ağaçlar kesilmesin! Parkı korumak istiyorum! ”
Direniş Anadolu topraklarında var. Genlerimizde var. Emperyalist güçlere karşı direnen bir halkın çocukları; ‘Küresel Dünya’ ve iktidar baskılarına elbette başkaldırır. Özgürlük isterler.
Yıllardır değişimin ve dönüşümün dinamiği kadınlar ve gençler diye hem yazdım hem söyledim.
Özgürlük şarkıları söyleyen gençleri yalnız bırakmayın!
Yaşasın kadınlar ve gençler!
Özgürlük şarkısı söyleyen gençleri seviyorum!
YAŞAR SEYMAN

Share
1248 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sevişmek politik bir eylemdir

    11 Nisan 2015 Alt Manşet, Üst Haberler, Yazarlar

    ALİ MURAT İRAT Sevişmek politik bir eylemdir. O nedenle zamana ve mekâna hapsedilip yasaklanmıştır. Nasıl ve nerede yapılabileceğine dair açık ve zımni sıkı kurallar vardır. En makbul sevişme, devlet izniyle ve onun belirlediği bir odada, yatak odasında yapılandır. Hayata kök salan hiçbir sevişme devlet katında makbul değildir. Zaten devletin arzulanabilir kıldığının dışındaki hiçbir şey makbul değildir. Arzuların kontrolü devletin elindedir. Devlet koskoca ordusu ve polisiyle tam da bunun için vardır. Nerede sevişeceğinizden ne konuşabi...
  • Paralel islamizasyon

    25 Şubat 2015 Son Dakika, Yazarlar

    TURAN ESER Adım adım ümmetleştiriliyoruz!  “Resmi Sünni devlet yapıları’’ ile ‘’Sivil Sünni yapılar’’ her alanda paralel İslamizasyon araçlarına ve kurumlarına sahipler. Her iki alanda bu yapıların paralel işbirliği var. Menfaat şebekeleri karşılıklı olarak birbirlerini besliyor. İki İslamizasyon yapısı var. Bir; Devlet Sünniliği, toplumu yukardan aşağı doğru İslamizasyona tabi tutuyor. Bunu da “kamusal din hizmetleri” olarak dayatıyor. İki; Sivil Sünni yapılar ise toplumu aşağından yukarıya doğru İslamizasyona tabi tutuyor. Bu yapılar d...
  • Kıvılcımlı yaşasaydı Perinçek’e ne derdi?

    15 Şubat 2015 Üst Haberler, Yazarlar

    Gürkan Hacır Doktor Hikmet Kıvılcımlı hayattayken Doğu Perinçek’e ve Ak Aydınlık Grubuna bir lakap yakıştırmıştı. Ama bu lakabı ve Perinçek meselesini yazının sonuna bırakalım. Biz İşçi Partisinin isim değişikliğiyle alacağı Vatan Partisi’ne gidelim. Duymuşsunuzdur. İşçi Partisi yeni bir derleniş kurultayı yapıyor. Partiye yeni isimlerin de katılacağı kurultayda isim değişikliğine de gidiliyor. Basına yansıyan haberlere göre partinin yeni ismi Vatan Partisi olacakmış. Vatan Partisi ismine yakın tarihimizi bilenler yabancı değild...
  • ’Gecenin öteki yüzü’

    14 Şubat 2015 Alt Manşet, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler, Üst Haberler, Yazarlar

    ALİ MURAT İRAT İnsan yaşadığı yere benzer/ O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer/ Suyunda yüzen balığa/ Toprağını iten çiçeğe/ Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine/ Konya’nın beyaz/ Antep’in kırmızı düzlüğüne benzer… Bu şiiri en son, on beş yıl önce, bir siyaset bilimi yüksek lisans jürisinin önünde okumuştum. Onlar bana soru sordukça ben şiirle karşılamıştım çoğu soruyu. Sınavı geçtim. Ama hiçbir sınav hayat kadar öğretici olamadı yine de. Sınav kazanmamı sağlayan o şiiri şimdi, gecenin bir yarısında, bir ara sokakta, karanlıklar iç...